KAN VE İKİYÜZLÜLÜK: KÖRFEZ'DEN KÜRDİSTAN'A, TAHRAN'DAN WASHINGTON'A

KAN VE İKİYÜZLÜLÜK: KÖRFEZ'DEN KÜRDİSTAN'A, TAHRAN'DAN WASHINGTON'A

Yayınlandı: 1 Mart 2026Güncellendi: 1 Mart 2026
PAYLAŞ:

Dün gece İran'da bir okul vuruldu. 148 çocuk… 148 hayat, 148 yarım kalmış gülüş paramparça oldu.

Adlarını hiçbir zaman bilmeyeceğiz. Yüzlerini hiç görmeyeceğiz. Çünkü Batı'nın kanlı lügatinde onlar yalnızca birer "tali hasar" (collateral damage). Bilanço kağıdındaki önemsiz rakamlar. Bu çocuk katliamına Washington'da "tarihi liderlik", Tel Aviv'de "gerçek barış" diyorlar.

Çocuk kanıyla yazılan bir barış... Kimin için? Hangi cehennemin barışı bu?

Kimse kimseyi kandırmasın: Ne Amerika ne de İsrail, İran'a demokrasi veya özgürlük taşıyor. Onların derdi, İranlı kadınların saçlarını rüzgara savurması değil. Onların gözü İran'ın petrolünde, Hazar'ın derinliklerindeki doğalgazda; Ortadoğu'yu kendi arka bahçeleri yapma hırsında. Tarih, kanla yazılmış bir ibrettir. "Demokrasi" vaadiyle girdikleri Irak'ı nasıl paramparça ettiklerine bakın. Libya'da yarattıkları cehenneme, Afganistan'ı nasıl kendi karanlığına terk ettiklerine bakın. Bu bir kurtuluş projesi değil; sistematik bir yıkım ve yağma operasyonudur.

Şimdi aynı kirli eller, aynı ikiyüzlü kelimelerle İran'ın boğazına çöküyor.

Fakat madalyonun diğer yüzünü de en sert şekilde çevirmek, en zor olanı söylemek zorundayız. İran'daki molla rejimi, kendi halkının kanıyla beslenen bir zorbalık makinesidir.

Saçının bir teli göründü diye sokak ortasında katledilen Jina Mahsa Amini'nin ahıdır bu rejim. Evin Cezaevi'nin zindanlarında çürütülen, işkence gören binlerce muhalifin sessiz çığlığıdır. Kürtleri, Belucileri, Arapları kırk yıldır darağaçlarında sallandıran, postal altında ezen faşizmdir. Beslediği onca silahlı grubu "özgürlük" yalanıyla pazarlayıp, sadece kendi bölgesel satrancında piyon olarak kullanan Hamaney rejimini savunmak, insanlığa ihanettir.

Bu iktidar, halkların zindanıdır.

Peki Kürtlerin yaşadığı o tarifsiz karmaşa?

Çünkü onlar bu rejimin ne kadar acımasız olduğunu salonlarda okudukları kitaplardan değil; bizzat darağaçlarında sallanan bedenlerinden, paramparça edilen köylerinden biliyorlar. Mahabad'ın kanlı hafızasını, kolberlerin karlı dağlarda vurulan sırtlarını biliyorlar. Her yıl vinçlere asılan Kürt siyasetçileri, Urmiye'den Hakkari dağlarına kadar toprağa sızan o derin yası tanıyorlar.

Bu öfke sonuna kadar haklı, bu yara sonuna kadar meşrudur!

Ancak tam bu noktada durup o yakıcı soruyu sormak zorundayız: Bizi ezen celladın, emperyalist bir bombayla parçalanmasına sevinirken, o bombanın altında can veren masum çocukların kanı bizi özgürleştirir mi?

148 çocuk öldü! O enkazın başında saçlarını yolan anneler Kürtçe de ağıt yakabilir, Farsça da, Beluçça da... Şarapnel parçası kimlik sormuyor, acı sınır tanımıyor. Eğer "halkların kardeşliği" gibi yüce bir iddiamız varsa, bu iddia en çok da o okul enkazının önünde, o çocukların cansız bedenleri karşısında sınanır.

Devrimci ve onurlu bir duruş şudur:

Gerçek kurtuluş ne Washington'un akıllı füzelerinden ne de Tel Aviv'in savaş uçaklarından düşer. Gerçek özgürlük; Tahran sokaklarında direnen işçinin nasırlı ellerindedir! Jina Amini için saçlarını kesip ateşe atan o korkusuz Kürt kadınının isyanındadır! Belucistan dağlarından yankılanan çığlıktadır! Onlara gökten yağan Amerikan bombaları değil, halkların sarsılmaz dayanışması gerekiyordu.

Emperyalizm size asla özgürlük vermez; sadece paslanmış zincirlerinizi, yaldızlı olanlarla değiştirir.

Tarihin o kanlı sayfalarına şunu kazıyalım: Başka bir halkın çocuklarının enkaz altında kalan bedenleri üzerine dikilen hiçbir bayrak, özgürlük dalgalandırmaz!

Bize dayatılan o sahte ikilemi, o ölümcül kumpası reddediyoruz! Bizler, ya gökten yağan füzelerle kül olmaya ya da zindanlarda çürümeye mahkum değiliz...

Ne topraklarımızı kendi satranç tahtası sanan ABD emperyalizminin sahte "kurtuluşuna"...

Ne de ayakta kalmak için kendi halkını darağaçlarında sallandıran İran teokrasisinin zulmüne...

Ne de bu iki barbarlığın çarkları arasında çocukların paramparça edilmesine boyun eğeceğiz!

Gerçek özgürlük; gökten düşen bombalarla celladımızın değişmesi değildir.

Özgürlük, boynumuza takılan tasmanın rengini seçmek değil; o tasmayı koparıp atmak, o darağaçlarını paramparça etmek ve o enkazın küllerinden hiçbir efendinin olmadığı bir dünyayı kendi ellerimizle kurmaktır!

#iran #ortadoğu #çocuklarölmesin #mahsaamini #JinJiyanAzadi #savaşahayır #özgürlük #insanhakları #emperyalizmehayır

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!

YORUM YAZ

Yorumunuz moderasyon onayından sonra yayınlanacaktır.

DAHA FAZLA HABER İÇİN

Bizi sosyal medyada takip edin ve güncel kalın.

Facebook'ta Takip Et