
Pakistan’ın Kabil’de bir rehabilitasyon merkezini hedef aldığı iddia edilen saldırıda en az 400 kişi hayatını kaybetti, 250 kişi de yaralandı . Taraflar birbirini suçlarken, savaşın siviller üzerindeki yıkıcı etkisi bir kez daha gündeme geldi.
Pakistan Afganistan’ı Vurdu: Kabil’de Büyük Felaket
Pakistan ile Afganistan arasında şubat sonunda başlayan açık savaş, başkent Kabil’de yaşanan son saldırıyla yeni ve daha karanlık bir boyuta ulaştı. İddialara göre Kabil’de bağımlılıkla mücadele eden bir rehabilitasyon merkezi hedef alındı. İlk belirlemelere göre saldırıda en az 400 kişi hayatını kaybetti, 250 kişi ise yaralandı.
Hastane yetkilileri, saldırının gerçekleştiği sırada merkezde yaklaşık 2 bin kişinin tedavi gördüğünü açıkladı. Afganistan Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Şerafat Zaman Amarkhail, tesisin yakınlarında herhangi bir askeri hedef bulunmadığını belirterek saldırının doğrudan sivilleri vurduğunu ifade etti.
Pakistan ise suçlamaları reddetti. Resmî açıklamalarda Kabil ve Nangarhar’da yalnızca “askeri tesisler ve terör altyapısının hassas şekilde hedef alındığı” savunuldu. Pakistan Enformasyon Bakanlığı, operasyonların “ikincil hasarı önlemek için dikkatle planlandığını” ileri sürdü.
Ancak sahadan gelen görüntüler ve ilk raporlar, ağır yıkımın büyük ölçüde sivil alanlarda gerçekleştiğine işaret ediyor. Enkaz altından çıkarılan yaralılar ve hayatını kaybeden siviller, çatışmanın boyutunu gözler önüne seriyor.
Bu saldırı, iki ülke arasında haftalardır süren gerilimin en kanlı aşaması olarak değerlendiriliyor. Pakistan, son dönemde ülkesinde artan saldırıların ardından Afganistan sınırındaki “terör kamplarını” hedef aldığını açıklamıştı. Taliban’ın karşılık vermesiyle çatışmalar hızla büyüdü ve 22 Şubat itibarıyla taraflar fiilen açık savaşa girdi.
Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA) verilerine göre, 26 Şubat’tan bu yana süren çatışmalarda en az 75 kişi hayatını kaybetmiş, 193 kişi yaralanmıştı. Kabil’deki son saldırı ise bu bilanço katlanarak artırdı.
Yaşananlar, savaşın kaçınılmaz gerçeğini bir kez daha ortaya koyuyor: Hedef ne olursa olsun, en büyük bedeli siviller ödüyor. Özellikle sağlık tesislerinin hedef alındığı iddiaları, uluslararası hukuk ve savaş suçları tartışmalarını yeniden alevlendirebilir.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!
İlgili Yazılar

Genç Kadının Trajedisi: Tecavüz Sonrası Yaşam Mücadelesi Ötanaziyle Sonlandı

Avrupa’da Irkçılık Tartışması: “Sorun Bireysel Değil, Sistematik”

Dövmesi Var Diye “Çete Üyesi” Sayıldı: ABD’de Tartışma Yaratan Deport Davası

Avrupa’nın Sınır Politikası İnsanlığa Karşı Suç Mu? Frontex Skandalı Büyüyor
İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler
Dünya kategorisinden daha fazla haber

Genç Kadının Trajedisi: Tecavüz Sonrası Yaşam Mücadelesi Ötanaziyle Sonlandı
Barcelona’da uğradığı tecavüzün ardından intihar girişiminde bulunan ve bu girişim sonrası felç kalan 25 yaşındaki Noelia Castillo Ramos, yıllar süren acının ardından ötanaziyle hayatına son verdi. Olay, İspanya’da büyük bir etik ve hukuki tartışma başlattı.

Avrupa’da Irkçılık Tartışması: “Sorun Bireysel Değil, Sistematik”
Avrupa Birliği’nin ırkçılıkla mücadele koordinatörü tarafından yapılan açıklama, kıtada ayrımcılığın yalnızca bireysel vakalarla sınırlı olmadığını, sistemin çeşitli katmanlarına yerleşmiş bir sorun olduğunu ortaya koydu. Bu değerlendirme, Avrupa’nın uzun süredir savunduğu eşitlik ve insan hakları söylemi ile sahadaki uygulamalar arasındaki farkı yeniden gündeme taşıdı.

Dövmesi Var Diye “Çete Üyesi” Sayıldı: ABD’de Tartışma Yaratan Deport Davası
ABD’de açılan yeni bir dava, göçmen politikalarının ne kadar sert ve hataya açık olduğunu gözler önüne serdi. Bir Venezuelalı göçmen, yalnızca dövmeleri nedeniyle çete üyesi olarak sınıflandırıldığını ve hukuki sürece rağmen El Salvador’daki yüksek güvenlikli bir hapishaneye gönderildiğini iddia ediyor. Olay, göç politikalarında kullanılan kriterlerin ne kadar güvenilir olduğu ve bireysel hakların ne ölçüde korunduğu sorularını yeniden gündeme taşıdı.