
İranlı Sünni din adamı Mamotsa İkbal Bahmani, Kürtlerin ABD’nin “bölücü politikalarına” karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi. Bahmani, Suriye ve Irak’taki Kürtlerin ABD tarafından “kullanılıp terk edildiğini” savunarak İran’daki Kürtlerin aynı hatayı yapmayacağını ifade etti.
İranlı Sünni Liderden Kürtlere Mesaj: “ABD’nin Senaryolarına Kanmayacağız”
İran’da Kürtlerin olası rolü ve dış müdahale tartışmaları sürerken, rejime yakın bir Sünni liderden dikkat çeken açıklamalar geldi. İran Expediency Council üyesi ve Sünni din adamı Mamotsa İkbal Bahmani, Kürtlerin ABD’nin bölgesel politikalarına karşı uyanık olması gerektiğini belirtti.
Bahmani, ABD’nin Suriye ve Irak’ta Kürtlerle kurduğu ilişkileri “bölücü ve çıkar odaklı” olarak nitelendirdi. Ona göre Washington, Kürtleri sahada kullanıp ardından kendi stratejik çıkarları doğrultusunda yalnız bıraktı. Bu nedenle İran’daki Kürtlerin benzer bir sürece düşmeyeceğini vurguladı.
ABD’nin hem İran halkına hem de Kürtlere karşı tarihsel olarak “düşmanca” bir tutum izlediğini savunan Bahmani, özellikle Suriye’de verilen sözlerin tutulmadığını ve Kürtlerin bu süreçte ciddi bedeller ödediğini ileri sürdü. Ayrıca ABD’nin, IŞİD’in yükselişinde rol oynadığı ve bu durumun Şengal ve Kerkük gibi bölgelerde Kürtlere yönelik katliamlara zemin hazırladığı iddiasını dile getirdi.
İç politikaya da değinen Bahmani, İran liderliğini “istikrar ve umut kaynağı” olarak tanımladı. Ülkenin dış tehditlere karşı birlik içinde hareket ettiğini söyleyen din adamı, mezhepsel ayrışma yaratmaya yönelik girişimlere karşı uyarıda bulundu. İran’daki Kürt toplumunun geçmişte kritik anlarda ülkenin toprak bütünlüğünü savunduğunu belirterek bu durumu “sadakatin göstergesi” olarak değerlendirdi.
Bahmani ayrıca İran ordusunun gücüne dikkat çekerek, son dönemdeki askeri hamlelerin ülkenin bölgesel etkisini ortaya koyduğunu savundu. İran’ın füze saldırılarının ABD üsleri ve İsrail kontrolündeki bölgelere ulaştığını ifade etti.
Bu açıklamalar, kısa süre önce İranlı Kürt muhalif liderlerin “Kürtler İran’da kırılma yaratabilir” yönündeki çıkışlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, ülkede Kürtlerin rolü üzerinden ciddi bir söylem mücadelesi yaşandığını gösteriyor. Bir tarafta Kürt hareketinin potansiyelini vurgulayan muhalif söylem, diğer tarafta ise dış müdahaleye karşı uyarıda bulunan ve ulusal birlik mesajı veren resmi çizgi öne çıkıyor.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!
İlgili Yazılar

İran İçin “Federal Model” Tartışması: Kürtler Yeni Dönemin Anahtarı mı?

İranlı Kürt Liderden Kritik Mesaj: “İran’da Kırılma Yaratacak Güç Kürtlerde Var”

Kendi Halkını Boğan Devletlerin Kaçınılmaz Çöküşü: Halepçe’den Şam’a, Tahran’dan Ankara’ya Tarihsel Bir Uyarı

Kürt Savaşçılar Trump’tan Destek İstiyor: “İran’a Kara Operasyonu İçin Hazırız”
İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler
Ortadoğu kategorisinden daha fazla haber

İran İçin “Federal Model” Tartışması: Kürtler Yeni Dönemin Anahtarı mı?
Uluslararası basında yayımlanan bir görüş yazısında, İran’da olası bir rejim sonrası süreçte Kürtlerin belirleyici rol oynayabileceği ve federal bir yapının en sürdürülebilir çözüm olabileceği savunuldu. Ancak bu değerlendirmeler analiz ve yorum niteliği taşıyor.

İranlı Kürt Liderden Kritik Mesaj: “İran’da Kırılma Yaratacak Güç Kürtlerde Var”
İran Kürdistanı’ndaki Komala lideri Abdullah Mohtadi, FRANCE 24’e verdiği röportajda Kürtlerin İran’da siyasi ve askeri bir kırılmada belirleyici rol oynayabileceğini söyledi. Mohtadi, Kürt bölgelerinde güvenlik güçlerinde zayıflama işaretleri gördüklerini savunurken, dış destek almadıklarını öne sürdü. Ancak Reuters’a göre ABD istihbaratı, Kürt güçlerinin büyük çaplı dış yardım olmadan rejimi sarsacak bir ayaklanmayı sürdürebilecek kapasitede olmadığını düşünüyor.

Kendi Halkını Boğan Devletlerin Kaçınılmaz Çöküşü: Halepçe’den Şam’a, Tahran’dan Ankara’ya Tarihsel Bir Uyarı
16 Mart 1988... Baharın müjdecisi olması gereken o gün, Halepçe sokaklarına elma kokusuyla ölüm yağdı. Saddam Hüseyin rejiminin gerçekleştirdiği bu kimyasal katliam, sadece modern Ortadoğu tarihinin en karanlık cinayeti değil; aynı zamanda coğrafyamızda "devlet" ile "halk" arasındaki bağın geri dönülmez biçimde koptuğu, sistemin iflasını ilan ettiği tarihsel bir fay kırığıdır.