
Türkiye'de son 10 yılda yaşanan sel felaketleri, sadece aşırı yağış değil, plansız şehirleşme ve yetersiz altyapının acı sonuçları. 💔 Dere yataklarına yapılan binalar, betonlaşma ve ihmal, her yağmurda can ve mal kaybına yol açıyor. Bu yıkımlar "doğal" değil, politik tercihlerin eseri. #SelyalnızDeğil
Türkiye'de Seller Doğal Afet Değil, İhmalin ve Yanlış Politikaların Sonucu: Son 10 Yılın Acı Bilançosu
Türkiye, son on yılda yaşanan sel felaketleriyle boğuşurken, bu yıkımların yalnızca meteorolojik olaylarla açıklanamayacağı gerçeği giderek daha belirgin hale geliyor. Uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları, yaşanan felaketlerin ardında iklim değişikliğinin etkileri kadar, plansız şehirleşme ve yetersiz altyapı yatırımlarının da yattığını vurguluyor. Halkların Demokratik Sosyal Medyası olarak, bu "doğal olmayan afetlerin" nedenlerini ve sorumlularını kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.
Son 10 yılda kaydedilen sel vakaları, sadece aşırı yağışların bir sonucu olmaktan öte, dere yataklarına inşa edilen yapılar, betonlaşma, ormanlık alanların tahribatı ve yetersiz kanalizasyon sistemleri gibi insan kaynaklı faktörlerle birleşerek felaketlerin boyutunu katladı. Şehirlerin hızla büyümesi ve rant odaklı imar politikaları, doğal su yollarını tıkayarak, sellerin yıkıcı etkilerini artırdı. Bu durum, her yağmurda can ve mal kaybının yaşanmasına zemin hazırlayan kronik bir sorun haline geldi.
Yetkililerin her sel sonrası yaptığı "takdiri ilahi" veya "benzeri görülmemiş yağış" açıklamaları, sorunun temel nedenlerini göz ardı eden ve sorumluluğu doğaya yükleyen bir yaklaşım olarak eleştiriliyor. Oysa bilimsel veriler ve sahadaki gözlemler, iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte, mevcut altyapının bu yeni koşullara uyum sağlayamadığını açıkça gösteriyor. Halkın can ve mal güvenliğini sağlamakla yükümlü olanların, bu gerçekleri görmezden gelerek, kalıcı çözümler üretmek yerine geçici önlemlerle yetinmesi, felaketlerin tekrarlanmasına davetiye çıkarıyor.
Bu tablo, Türkiye'nin afet yönetimi ve şehir planlama anlayışında köklü bir değişime ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Şeffaf, katılımcı ve bilimsel temellere dayanan bir planlama süreciyle, dere yataklarının korunması, yeşil alanların artırılması ve modern altyapı sistemlerinin kurulması elzemdir. Aksi takdirde, her yağmur mevsimi, vatandaşlar için yeni bir korku ve yıkım dönemi olmaya devam edecektir. Halkın sesi olarak, bu çarpık düzenin değişmesi için çağrımızı yineliyoruz.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!