
HDSM.org / 5 Mart 2026
İran üzerine yapılan tartışmalarda "muhalefet" kelimesi, Guy Debord’un kulaklarını çınlatırcasına tam bir "gösteri toplumu" (spectacle) ürününe dönüşmüş durumda. Batı medyasının parlatılmış stüdyolarında, sanki ortada disiplinli bir örgütlenme, ortak bir komuta ve yarını kuracak bir toplumsal sözleşme varmış; yarın sabah rejim yıkılacak ve yerine IKEA kataloğundan fırlamış bir demokrasi kurulacakmış gibi bir illüzyon servis ediliyor.
Oysa sahaya yakından bakınca, vitrinle depo arasındaki uçurum insanın yüzüne çarpıyor. Gramsci’nin o ünlü uyarısındaki araftayız: "Eski dünya ölüyor, yenisi ise doğmakta zorlanıyor; bu alacakaranlıkta canavarlar beliriyor." Bugün İran’da asıl mesele kimin daha yüksek sesle bağırdığı değil, kimin yeni bir toplumsal sözleşmeyi sahada, etle ve kemikle inşa edebildiğidir. İşte bu noktada Kürt hareketi, "geçiş" masasının dışına itilebilecek bir teferruat değil; oyunun bizzat kurucusu ve eski hegemonyanın yıkıcısı olarak karşımızda duruyor.
Diaspora Estetiği ve Sahadaki Mevzi Savaşı
İran muhalefeti dediğimiz yapıların bir kısmı, postmodern bir "simülasyon" içerisinde yaşıyor. Diaspora ekranlarından akan parlak sloganlar, estetik protesto videoları, anlık öfkeyi parlatan viral kampanyalar... Bunlar birer "itiraz" biçimi olabilir ancak bir iktidar alternatifi değildir. Ağır baskı rejimlerinde muhalefet, Batı’daki parti düzeninin kopyası gibi çalışmaz. Uzun süreli devlet şiddeti, yalnız insanları değil, birbirine güvenen bağları da parçalar.
Buna karşılık İran Kürdistanı’nda (Rojhilat) farklı eğilimlerden Kürt partilerinin bir araya gelmesi, yalnızca sembolik bir fotoğraf değil. Oradaki gerçeklik; bedel ödenerek kazanılmış, grevlerle, sokak örgütlenmeleriyle ve özsavunma hattıyla sınanmış bir örgütlenme hafızasıdır. Kürtler sadece "hayır" demiyor; meclislerle, yerel komitelerle "nasıl?" sorusuna yanıt veriyorlar. Bu, Gramsci'nin "mevzi savaşı" (war of position) dediği şeyin ta kendisidir: Toplumun kılcal damarlarına sızmak ve Marksist literatürdeki "ikili iktidar" durumunun konfederal bir izdüşümünü yaratmak.
Jineoloji: Sadece Temsil Değil, Kurucu İrade
İran muhalefetinin içinde, savaşmak üzere örgütlenmiş ve belirli bir disiplinle hareket eden kadınların önemli bir kısmı Kürt siyasal hattından geliyor. Kadınların öncülük ettiği bu isyan dalgası, sadece başörtüsüne karşı bir "yaşam tarzı" refleksi değildir.
Demokratik Konfederalizm’in kalbi olan Jineoloji (Kadın Bilimi), iktidarın en küçük hücresine –yani aileye ve erkek egemen akla– açılmış yapısal bir savaştır. İran’daki Kürt kadınları, liberal feminizmin "temsiliyet" tuzağına düşmeden, siyaseti doğrudan bir özgürleşme pratiği olarak kurguluyor. Bu, binlerce yıllık devletli uygarlık paradigmasına karşı Foucaultcu anlamda bir "mikro-iktidar" kavgasıdır. Kadınlar sokağa çıktığında, sadece molla rejimini değil, muhalefetin içindeki gizli patriyarkayı da sarsıyorlar.
Suriye Dersleri ve Ulus-Devletin İflası
Suriye deneyi çoğu zaman "Kürtlerin hakları vaat edildi, sonra verilmedi" diye özetlenir. Oysa asıl hikaye daha derindir: Ulus-devlet merkezli bir muhalefet, sadece "renk değiştirmiş bir baskı" vaat eder. Suriye'de merkezci milliyetçilik, rejim devrilmeden bile Kürtleri hedefe koydu. Sonuç bilindik: Kürtler kendi kurumlarını, meclislerini kurdu; sadece korunmak için değil, yönetmek için.
Bugün İran tartışmalarında bu dersin üstünden atlanamaz. Şahlık döneminin "Tek Millet, Tek Dil" hayalleri ile İslam Cumhuriyeti’nin "Velayet-i Fakih" dogması arasında, Kürtler ve diğer ezilen halklar için yapısal bir fark yoktur. Sürgündeki monarşist çizgilerin "birleşik İran" vurgusu, çoğu zaman zorunlu merkezileşmenin, kültürel asimilasyonun ambalajlı halidir. Birlik, ancak eşitlikten doğar; eşitlik yoksa "birlik" sadece baskının sloganına dönüşür.
Jeopolitik Veto ve Siyasal Güvence Meselesi
Bölgenin Kürt jeopolitiğinde Türkiye’nin rolü yıllardır kilit bir baskı ve veto mekanizmasıydı. Son dönemde bölgedeki yeni süreçler bu vetoların gerekçelerini zayıflatıyor olsa da, Kürtlerin hafızası diridir. Büyük devletlerin pazarlık masalarında Kürtlerin "tampon bölge" veya "araç" gibi görülmesi eski bir hastalıktır.
Washington çevrelerinden duyulan "silahlandırma" iddialarına karşı Kürtlerin yanıtı nettir: Belirleyici olan, bir anda gelen askeri yardım değil; siyasal güvencedir. Askeri aritmetik tek başına bir gelecek kurmaz. ABD’nin kriz yönetmeyi sevip, uzun soluklu siyasal sorumluluğu taşımakta zorlandığı sayısız örnek ortadayken; Kürt siyaseti "daha çok silah" değil, hakların uluslararası düzeyde tanındığı ve içeride toplumsal mutabakatla korunduğu bir rejim sonrası çerçeve talep ediyor. Emeği, kimliği, dili ve kadın özgürlüğünü güvenceye almayan bir "geçiş", eski zorbalığın yeni yüzü olmaktan öteye gidemez.
Stratejik Yol Haritası: "Demokratik Ulus" ve Mozaik Siyaseti
İran’da rejim sonrası en kritik düğüm şudur: Fars merkezciliğini aşabilecek miyiz? Geri kalan muhalefet, ezilen halkların kendi kaderini tayin hakkını bir "tehdit" olarak mı, yoksa demokratik düzenin kurucu şartı olarak mı görecek?
Mesele sadece Kürtlerle sınırlı kalamaz. Eğer çözüm sadece bir gruba odaklanırsa, ezilen kimlikler arası güvensizlik doğar. Demokratik Konfederalizm’in "Üçüncü Yol" stratejisi tam da burada, "ayrışarak değil, özerkleşerek birleşmeyi" teklif eder:
Beluçlar (İnanç ve Sınıfın Kesişimi): Hem Sünni kimlikleri hem de derin yoksulluklarıyla rejimin "çifte ötekisi" olan Beluçlar için inanç özgürlüğü devletin tekelinden çıkarılmalıdır. Sınır boylarındaki "yakıt taşıyıcılığı" gerçeği etrafında şekillenen ekonomik direniş, kooperatifleşmeye dayalı komünal bir ekonomi modeliyle birleşmeli; aşiret yapısı yatay halk meclislerine dönüşmelidir.
Azeriler (Kimlik ve Eşit Yurttaşlık Dengesi): İran’ın en büyük etnik grubu olan Azerilerin seküler ve dindar kanatları arasındaki yarılma, ancak "Demokratik Ulus" kavramıyla aşılabilir. Fars-merkezci dille hesaplaşırken Pantürkist tuzaklara düşmeyen, anadilde eğitimin anayasal güvenceye alındığı bir ortak yaşam projesi şarttır. Azerbaycan eyaletlerinin endüstriyel gücü, konfederalizmin ekonomik motoru olabilir.
Ahvaz Arapları (Ekoloji ve Kaynak Egemenliği):
"Zengin toprakların yoksul bekçileri" Ahvaz Araplarının mücadelesi aynı zamanda ekolojiktir. Kuruyan nehirler ve talan edilen enerji kaynakları, yerel meclislerin yönetimine devredildiğinde; Ahvaz halkı sömürgeci valilere değil, kendi öz-yönetimine sahip çıkacaktır.
Sonuç Yerine: Alacakaranlıkta Kurucu İrade
Bu devrimci aklın hayata geçmesi için mahallelerden başlayan yerel komün ağlarına, toplumun kendini kültürel ve hukuki olarak koruyacağı bir özsavunma bilincine ve "tekil kimliklerin" yerine akışkan ortaklıklar kuran hegemonya karşıtı yeni bir dile ihtiyaç var. Devrimci olmak, sadece rejime karşı olmak değil; rejimin içimize ektiği devletçi-milliyetçi zehri söküp atabilmektir.
Eğer İran’ın geri kalanı, bu konfederal formüle omuz vermezse ve merkezi kutsamaya devam ederse... Kürtler beklemez. Suriye ve Irak'ta olduğu gibi, kendi meclislerini, öz yönetimlerini ve kurumlarını kurarlar. Bu bir tehdit değil, yok sayılanların tarihsel hayatta kalma refleksidir.
HDSM.org olarak tarafımız nettir: Postmodern makyajlara kanmıyoruz. Devletleşmeyen bir toplum, teslim alınamayan bir özgürlüktür. Gerçek demokrasi ancak kadınların özgürlüğü, halkların eşitliği, yerelin iradesi ve anti-asimilasyon temelleri üzerinde nefes alabilir.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!
Dunya kategorisinden daha fazla haber

Kobanê kırsalında 74 köy yağmalandı. 10 köyde süren silahlı varlık, halkın dönüşünü durduruyor ve 29 Ocak anlaşmasını kilitliyor.

Hegseth, ABD ve İsrail’in İran üzerinde hava ve deniz kontrolünü sağladığını öne sürdü; operasyonların süreceğini söyleyerek sert ifadeler kullandı.

Trump, ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalara ilişkin yaptığı açıklamada İran’ın müzakere talebini reddettiğini söyledi. Yüzlerce hedefin vurulduğunu öne süren Trump, ‘Tüm hedeflerimize ulaşana kadar operasyonlar devam edecek’ dedi.