Cumartesi Anneleri, 8 Mart Öncesi Gözaltında Kaybedilen Kadınları Andı

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’ndaki 1092’nci hafta eyleminde 8 Mart dolayısıyla gözaltında kaybedilen kadınları andı. Açıklamada, kayıpların akıbetinin açıklanması ve sorumluların yargılanması çağrısı yapıldı.

HABERGuncel/Manset
#CumartesiAnneleri #GozaltindaKayiplar #8Mart #KadinMucadelesi #GalatasarayMeydani #InsanHaklari

Cumartesi Anneleri, 8 Mart Öncesi Gözaltında Kaybedilen Kadınları Andı

Yayınlandı: 7 Mart 2026Güncellendi: 9 Mart 2026
PAYLAŞ:

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdikleri 1092’nci hafta eyleminde, 8 Mart dolayısıyla gözaltında kaybedilen kadınları andı.

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların yargılanmasını talep etmek için her hafta bir araya gelen Cumartesi Anneleri, bu haftaki buluşmalarını da Galatasaray Meydanı’nda yaptı. Karanfiller ve kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıyan aileler, 8 Mart vesilesiyle bu kez gözaltında kaybedilen kadınları andı. Basın açıklamasını İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy okudu.

“19 kadın, 3 yaşındaki bir kız çocuğu gözaltında kaybedildi”

Oya Ersoy, 8 Mart’ın kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin simgesi olduğunu, aynı zamanda gözaltında kaybedilen kadınları hatırlama günü olduğunu söyledi. Ersoy, “İnsan Hakları Derneği kayıtlarına göre Türkiye’de 19 kadın ve 3 yaşındaki bir kız çocuğu gözaltına alınarak kaybedildi. Bu kadınlardan yalnızca dördünün ağır işkence görmüş bedenlerine, gizlice gömüldükleri yerlerde ulaşıldı. Diğerlerinden ise bir daha hiç haber alınamadı” dedi.

Gözaltında kaybetmelerin kadınlara yönelik devlet şiddetinin en ağır biçimlerinden biri olduğuna dikkat çeken Ersoy, “Her 8 Mart’ta bir kez daha söylüyoruz: Gözaltında kaybetmeler, kadına yönelik devlet şiddetinin en ağır ve en karanlık biçimlerinden biridir. Bir kadını kaybetmek yalnızca bir insanı ortadan kaldırmak değildir; onun hikayesini, sözünü ve mücadelesini de yok etmeyi amaçlar. Devlet şiddeti ve cezasızlık politikaları, toplumdaki diğer şiddet biçimlerini de besler. Cezasızlık, erkek egemen zihniyeti güçlendirir. Kadına yönelik şiddetin ve giderek artan kadın cinayetlerinin arkasında da bu zihniyet vardır” ifadelerini kullandı.

“Hafıza susturulamaz”

Zorla kaybedilen kadınları hatırlamaya devam edeceklerini vurgulayan Ersoy, “Bu nedenle yalnızca 8 Mart’ı yaratan ve yaşatan kadınların mücadelesini değil, aramızdan zorla koparılan kadınları da hatırlıyoruz. Çünkü biliyoruz ki hafıza susturulamaz. Gözaltında kaybedilen kadınların hakikatinin emanetçileri olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Unutturma politikalarına karşı hatırlamaya ve anlatmaya devam edeceğiz. Bu nedenle bir kez daha söylüyoruz: Unutmadık” diye konuştu.

Kaybedilen kadınların isimleri tek tek anıldı

Cumartesi Anneleri açıklamasında, gözaltında kaybedilen kadınların isimleri de tek tek okundu:

1991 yılında Cizre’de gözaltına alındıktan 18 yıl sonra yol yapım çalışmaları sırasında kemikleri bulunan Makbule Ökdem,

1992 yılında Dersim’de gözaltına alındıktan sekiz gün sonra işkence nedeniyle tanınmaz haldeki bedeni Elazığ Karşıyaka Kartepe mevkiinde gömülü bulunan Ayten Öztürk,

1992 yılında Mardin-Derik’te gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Rıdda Yavuz,

1993 yılında Nusaybin’de kaçırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Sedika Dal,

1993 yılında Bitlis Tatvan’daki evlerinden askerler tarafından gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hamide Şarlı,

1994 yılında Dersim’de askeri operasyonun ardından kendilerinden bir daha haber alınamayan Hatun Işık, Yeter Işık, Elif Işık, Gülizar Serin ve üç yaşındaki kızı Dilek Serin,

1994 yılında İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Lütfiye Kaçar,

1994 yılında Muş Ortaç Köyü’nde askeri operasyon sırasında kendilerinden bir daha haber alınamayan Gülnaz Tatu ve Kadriye Tatu,

1995 yılında Ankara’da gözaltına alınan ve işkence görmüş bedeni 76 gün sonra “kimliği meçhul kişi” olarak gömülen Ayşenur Şimşek,

1995 yılında Diyarbakır-Bismil’de gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hatice Şimşek,

1996 yılında Diyarbakır-Bağlar’da gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Şükran Daş,

1996 yılında Diyarbakır’da gözaltına alındıktan sonra “kimliği meçhul kişi” olarak gömülen Fahriye Mordeniz,

1997 yılında Diyarbakır-Kulp yolunda kaçırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Zozan Eren,

1998 yılında İzmir-Çeşme’de gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Neslihan Uslu,

1998 yılında Hizbullah tarafından kaçırıldıktan sonra işkenceyle öldürülen Konca Kuriş.

“Gözaltında kaybetmeler insanlığa karşı suçtur”

Oya Ersoy, gözaltında kaybetmelerin insanlığa karşı suç olduğunu, zamanaşımıyla örtülemeyeceğini ve cezasız bırakılamayacağını belirterek, “Gözaltında kaybedilen kadınların akıbeti açıklansın. Sorumlular hakkında etkin ve bağımsız soruşturmalar yürütülsün. Failler yargı önüne çıkarılsın. Kaç yıl geçerse geçsin kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Açıklama, barikatlara karanfil bırakılmasının ardından sona erdi.

Kaynak: JINNEWS

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!

YORUM YAZ

Yorumunuz moderasyon onayından sonra yayınlanacaktır.

DAHA FAZLA İÇERİK İÇİN

Bizi sosyal medyada takip edin ve güncel kalın.

Facebook'ta Takip Et