
Ortadoğu’da artan gerilim sürerken Suriye’nin Irak ve Lübnan sınırlarında dikkat çeken askeri hareketlilik yaşanıyor. Haşdi Şabi, Hizbullah ve HTŞ güçlerinin sahadaki pozisyonları bölgesel dengelerin yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor.
Haşdi Şabi Ve Hizbullah Hareketliliği: Irak Ve Lübnan Sınırında Neler Oluyor?
Ortadoğu’da İran merkezli gerilimin bölgesel bir savaşa dönüşme ihtimali tartışılırken Suriye’nin Irak ve Lübnan sınırlarında yaşanan askeri hareketlilik dikkat çekiyor. Bölgeden gelen bilgilere göre özellikle Irak sınırında Haşdi Şabi güçlerinin, Lübnan sınırında ise Hizbullah unsurlarının faaliyetlerinde belirgin bir artış gözleniyor.
Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ile Şam yönetimi arasında 29 Ocak’ta imzalanan entegrasyon anlaşmasına yönelik çalışmaların da hız kazandığı belirtiliyor. Ancak sürecin ilerlemesiyle birlikte Suriye Geçici Hükümeti’nin yeni siyasi ve askeri maddeler gündeme getirerek baskıyı artırmaya çalıştığı iddiaları da dile getiriliyor.
Bölgedeki kaynaklar, Şam yönetiminin “ordunun birliği” söylemi üzerinden QSD’nin kabul etmediği bazı isimleri ve şartları dayatmaya çalıştığını ifade ediyor. Buna karşın sahadaki askeri dengelere bakıldığında Özerk Yönetim bölgelerinin çevresindeki güçlerin sınırlı olduğu belirtiliyor.
Til Berak ve Til Hemis çevresinde HTŞ’nin aktif bir varlık göstermediği, bazı köylerde güvenliğin yerel halk tarafından sağlandığı bildiriliyor. Aynı zamanda Şam’a bağlı bazı grupların ağırlıklı olarak Irak sınır hattına yöneldiği ve burada Haşdi Şabi güçlerine karşı hazırlık yaptığı yönünde bilgiler paylaşılıyor. Bu nedenle mevcut askeri planlamada QSD cephe hattının öncelikli hedef olmadığı ifade ediliyor.
Bölgesel Dengeler
Sahadaki kaynaklar, Şara liderliğindeki grupların büyük ölçüde aşiret savaşçılarından oluştuğunu belirtiyor. Bu durumun olası geniş çaplı bir çatışma durumunda askeri dengeleri etkileyebileceği değerlendiriliyor.
Bölgede yaşanan gelişmelerin yalnızca Suriye ile sınırlı olmadığı da vurgulanıyor. İran, Türkiye ve ABD gibi aktörlerin süreci yakından takip ettiği ve olası bir ateşkes ihlalinin bölgesel dengeleri ciddi biçimde sarsabileceği ifade ediliyor.
Güvenli Bölge İddiası
Sahadan gelen bazı bilgilere göre Irak sınır hattında Rabia ve Til Koçer çevresinde Irak toprakları içinde 25 ila 50 kilometre derinliğinde bir “güvenli bölge” oluşturulması yönünde planlar tartışılıyor.
İddialara göre bu planın temel amacı Türkiye sınır hattında güvenliği sağlamak. İran sınırında benzer bir modelin gündeme gelebileceği ancak bunun İran’ın zayıflaması ya da bölgesel dengelerin değişmesi sonrasına bırakıldığı ileri sürülüyor.
Sınır Hattında Artan Askeri Hareketlilik
Sınır hattında son günlerde dikkat çeken bir askeri yoğunluk yaşandığı bildiriliyor. Dêrazor kırsalındaki Baxoz çevresi ile Şengal Dağı çevresinde Haşdi Şabi güçlerinin hazır beklediği belirtilirken Irak ordusunun da sınır hattında kapsamlı bir askeri hareketlilik başlattığı ifade ediliyor.
Gelişmelerin Basra vilayetinde yaşanan bir saldırının ardından hız kazandığı belirtiliyor. İddialara göre bir ABD insansız hava aracı Harise elektrik santrali içindeki Haşdi Şabi üssünü hedef aldı. Saldırı sonrasında Irak’ın birçok kentinde elektrik kesintileri yaşandığı bildirildi.
Buna karşılık İran bağlantılı olduğu iddia edilen bir insansız hava aracının Bağdat Uluslararası Havalimanı içindeki ABD üssünü hedef aldığı öne sürülürken aynı saatlerde Erbil’de de güçlü bir patlama sesinin duyulduğu aktarıldı.
HTŞ Güçlerinin Yer Değiştirmesi
Bölgedeki son gelişmelerin ardından Irak sınır hattındaki bazı HTŞ unsurlarının geri çekildiği ve yerlerine Türkiye destekli paramiliter güçlerin konuşlandırıldığı iddia edildi. Kaynaklara göre HTŞ üyelerinin önemli bir kısmı Suriye’nin güneyine ve Lübnan sınırına sevk edildi.
Bu süreçle birlikte bazı aşiret güçlerinin de sınır hattındaki noktalara dağıtıldığı ve özellikle tampon bölgelerde olası askeri operasyonlar için hazırlık yapıldığı ileri sürülüyor.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!
İlgili Yazılar

İran’da Güç Dengesi: Saldırılar Sonrası Ayakta Kalan İsimler ve Rejimin Geleceği

İran İçin “Federal Model” Tartışması: Kürtler Yeni Dönemin Anahtarı mı?

İranlı Sünni Liderden Kürtlere Mesaj: “ABD’nin Senaryolarına Kanmayacağız”

İranlı Kürt Liderden Kritik Mesaj: “İran’da Kırılma Yaratacak Güç Kürtlerde Var”
İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler
Ortadoğu kategorisinden daha fazla haber

İran’da Güç Dengesi: Saldırılar Sonrası Ayakta Kalan İsimler ve Rejimin Geleceği
Haber/Analiz: ABD ve İsrail saldırıları İran’daki üst düzey kadroları ciddi biçimde zayıflattı. Ancak ortaya çıkan tablo bir çöküşten çok, daha dar ve daha sert bir iktidar çekirdeğinin konsolidasyonudur. Hayatta kalan isimler, yalnızca bireysel aktörler değil; devletle iç içe geçmiş milli ticaret burjuvazisi, dini otorite ve güvenlik aygıtından oluşan bir egemen blokun temsilcileridir. Bu blokun ekonomik temeli petrol ve doğal gaz gelirleri ile yarı-devlet ağlarına dayanır. Tam da bu nedenle İran’daki egemen sınıfı “anti-emperyalist” diye romantize etmek de, “tamamen bağımsız” diye tanımlamak da yetersiz kalır. Daha doğru olan, yaptırımlar ve savaş koşullarında şekillenmiş, dış baskıyı iç konsolidasyon için kullanan ama enerji gelirleri ve ticaret ağları üzerinden küresel kapitalizmle bağını koruyan çelişkili bir milli-güvenlikçi burjuva yapıdan söz etmektir.

İran İçin “Federal Model” Tartışması: Kürtler Yeni Dönemin Anahtarı mı?
Uluslararası basında yayımlanan bir görüş yazısında, İran’da olası bir rejim sonrası süreçte Kürtlerin belirleyici rol oynayabileceği ve federal bir yapının en sürdürülebilir çözüm olabileceği savunuldu. Ancak bu değerlendirmeler analiz ve yorum niteliği taşıyor.

İranlı Sünni Liderden Kürtlere Mesaj: “ABD’nin Senaryolarına Kanmayacağız”
İranlı Sünni din adamı Mamotsa İkbal Bahmani, Kürtlerin ABD’nin “bölücü politikalarına” karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi. Bahmani, Suriye ve Irak’taki Kürtlerin ABD tarafından “kullanılıp terk edildiğini” savunarak İran’daki Kürtlerin aynı hatayı yapmayacağını ifade etti.