İran Savaşı Nasıl Görüyor? Dış Tırmanma, İç Konsolidasyon

Foreign Affairs’de yayımlanan analiz, İran’ın savaşı yalnızca askeri değil aynı zamanda iç siyasi konsolidasyon fırsatı olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Yazıya göre Tahran, dış saldırıları iç birlik yaratmak için kullanıyor.

HABEROrtadoğu
#İran #ABD #İsrail #Ortadoğu #Savaş #Jeopolitik #Analiz #ForeignAffairs #KüreselSiyaset

İran Savaşı Nasıl Görüyor? Dış Tırmanma, İç Konsolidasyon

Yayınlandı: 20 Mart 2026Güncellendi: 6 Mayıs 2026
PAYLAŞ:

ABD ve İsrail, yıllar süren yaptırımlar, kınamalar ve sınırlı saldırıların ardından Şubat ayı sonunda İran’a karşı geniş çaplı bir savaş başlattı. O tarihten bu yana iki ülke, İran’ın en üst düzey liderlerini ve çok sayıda üst düzey yetkilisini hedef aldı; askeri tesisler, devlet binaları, havaalanları, enerji altyapısı ve sivil yapılar büyük ölçüde tahrip edildi. Üç haftayı geride bırakan bu süreçte ABD ve İsrail liderleri, İran’ın askeri olarak çökmek üzere olduğunu ve rejimin ya ciddi şekilde zayıflayacağını ya da tamamen devrileceğini öne sürüyor.

Washington ve Tel Aviv, İran’ın askeri kapasitesine ciddi zarar verdikleri konusunda haklı olabilir. Ancak Tahran’ın çökmenin eşiğinde olduğu yönündeki değerlendirmeler büyük olasılıkla yanlıştır. İslam Cumhuriyeti, saldırıların başlamasından bu yana dikkat çekici bir bütünlük sergilemiştir. Komuta-kontrol yapısı, üst düzey kayıplara rağmen ayakta kalmıştır. İran, ABD üslerine, İsrail’e ve Körfez ülkelerine füze saldırıları düzenleyebilecek kapasitesini korumaktadır. Ayrıca yeni liderlik yapısını hızla oluşturmuştur.

Bu dayanıklılık aslında şaşırtıcı değildir. Tahran, özellikle 2003 Irak işgali ve son yıllardaki çatışmalar sonrasında büyük çaplı bir ABD saldırısına karşı uzun süredir hazırlık yapıyordu. Stratejisini, maksimum kaos yaratarak caydırıcılığı yeniden tesis etmek üzerine kurdu ve mevcut savaşta tam da bunu uygulamaya koydu.

İran aynı zamanda bu savaşı iç politik konumunu güçlendirmek için kullanmaktadır. Savaş öncesinde rejim ciddi bir meşruiyet kriziyle karşı karşıyaydı ve kitlesel protestolarla sarsılıyordu. Ancak savaş, sert baskı politikalarını meşrulaştırmanın ötesinde yeni bir toplumsal destek üretme imkânı sundu. Yönetim, kendisini dış saldırılara karşı direnen bir güç olarak sunarak ulusal birlik duygusunu pekiştirmeye çalışıyor. Bombardımanlar hem askerleri hem sivilleri hedef alırken, bu durum şehirlerde güçlü bir “fedakârlık ve direniş” anlatısının yayılmasına zemin hazırlıyor.

Bununla birlikte sürecin nasıl sonuçlanacağı belirsizliğini koruyor. Savaş öncesinde İran’da ciddi bir iç muhalefet bulunuyordu ve bazı kesimler dış müdahaleye dahi sıcak bakıyordu. Mevcut yıkım, yönetimin sorunlarını daha da derinleştirebilir. Ayrıca ABD’nin kara harekâtı seçeneğini gündeme alması ihtimali de tamamen ortadan kalkmış değildir.

İranlı yetkililer ise bu savaşı yalnızca bir tehdit olarak değil, aynı zamanda bir fırsat olarak görmektedir.

Son on yılda ABD’li birçok yetkili, İran’ın sert söylemine rağmen aslında temkinli ve zayıf olduğu sonucuna varmıştı. İran’ın geçmişte aldığı darbeler karşısında sınırlı tepkiler vermesi bu algıyı güçlendirdi. Ancak bu durum, İran’ın stratejik bir ikilem içinde hareket etmesinden kaynaklanıyordu. Tahran hem müttefiklerine güven vermek hem de doğrudan bir savaşın maliyetlerinden kaçınmak zorundaydı.

Bu denge politikası zamanla ters etki yarattı. Sınırlı ve sembolik tepkiler, İran’ın zayıf olduğu algısını pekiştirdi ve ABD ile İsrail’in daha agresif adımlar atmasına yol açtı. Bunun sonucunda İran, askeri stratejisini değiştirerek daha doğrudan ve sert karşılık vermeyi içeren bir yaklaşıma yöneldi. Yeni strateji, saldırı durumunda hızlı tırmanma ve çatışmayı bölgesel düzeye yayma üzerine kuruldu.

Bugünkü savaş, bu stratejik dönüşümün sonucudur. İran, binlerce füze ve insansız hava aracıyla geniş bir coğrafyada saldırılar düzenlemekte, küresel enerji hatlarını tehdit etmekte ve ekonomik dengeleri sarsmaktadır. Tahran, bu çatışmayı kuralların büyük ölçüde ortadan kalktığı bir savaş olarak değerlendirmektedir.

İran yönetimi, sert karşılık vermenin uzun vadede ülkeyi koruyacağını düşünmektedir. Aynı zamanda bu savaşın içerdeki siyasi yapıyı güçlendireceğine inanmaktadır. Nitekim İran-Irak Savaşı da benzer bir etki yaratmış, iç bölünmelere rağmen rejimin güçlenmesine yol açmıştı.

Bugün de benzer bir dinamik ortaya çıkmaktadır. Savaş, geniş kitlelerin mobilize edilmesini sağlamış, devlet yanlısı gösteriler artmıştır. Bu durum tüm toplumu temsil etmese de, rejim açısından önemli bir destek tabanı oluşturmaktadır. Yönetim, savaşın yarattığı travmanın, geçmişteki protesto ve memnuniyetsizliklerin önüne geçtiğini düşünmektedir.

Sonuç olarak İran, bu savaşı iki düzlemde yürütmektedir. ABD ve İsrail, askeri kapasiteyi hedef alarak yukarıdan baskı kurmaya çalışırken; İran ise aşağıdan, toplumsal mobilizasyon ve milliyetçi duygular üzerinden iç yapısını güçlendirmeye odaklanmaktadır. Tahran için bu savaş yalnızca bir askeri mücadele değil, aynı zamanda rejimin geleceğini belirleyecek bir iç siyasi mücadeledir.

Yazar:

Mohammad Ayatollahi Tabaar

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!

YORUM YAZ

Yorumunuz moderasyon onayından sonra yayınlanacaktır.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Ortadoğu kategorisinden daha fazla haber

Amerika, İsrail ve İran Arasındaki 2 Haftalık Ateşkes: Küresel Sermayenin Molası, Halkların Gerçek Barış Arayışı
HABER

Amerika, İsrail ve İran Arasındaki 2 Haftalık Ateşkes: Küresel Sermayenin Molası, Halkların Gerçek Barış Arayışı

7 Nisan 2026’da ABD, İsrail ve İran arasında ilan edilen 2 haftalık ateşkes, Ortadoğu halklarına kalıcı bir barış sunmaktan ziyade, küresel sermayenin ve enerji tekellerinin krizini hafifletmeyi amaçlayan taktiksel bir "nefes alma" arasıdır. Merkezine Hürmüz Boğazı’nın ve dolayısıyla petrol sevkiyatının güvenliğini alan bu mutabakat, savaşın faturasını kanıyla ve emeğiyle ödeyen işçi sınıfı için değil, kapitalist piyasaların selameti için kurgulanmıştır. Sahadaki saldırıların tamamen durmaması ve nükleer tehdidin sürmesi, emperyalist odakların ve bölgedeki gerici rejimlerin kendi krizlerini emekçilerin sırtına yüklemeye devam edeceğini gösteriyor. Gerçek ve kalıcı barış ise ancak ezilen halkların ortak devrimci mücadelesiyle mümkündür.

28 gün önce
Devamını Oku
Kontrollü Savaştan Küresel Krize
HABER

Kontrollü Savaştan Küresel Krize

Orta Doğu'da savaş çıkacak mı diye beklemeyin; savaş çoktan başladı, sadece şu an pamuk ipliğine bağlı tehlikeli bir 'denge oyunu' izliyoruz. Asıl kabus, tek bir küçük hatayla (yanlış bir füze veya suikast) bu dengenin bozulup olayların tüm dünyayı içine çekecek durdurulamaz bir yangına dönüşmesidir. Mesele savaşın çıkması değil, pimi çekilmiş bu bombanın ne zaman patlayacağıdır.

yaklaşık 1 ay önce
Devamını Oku
Afrin’de Yıllar Sonra Newroz: Sürgünden Dönen Kürtler İlk Kez Kutladı
HABER

Afrin’de Yıllar Sonra Newroz: Sürgünden Dönen Kürtler İlk Kez Kutladı

Afrin’de yıllar süren çatışmalar ve demografik değişim sonrası, sürgün edilen Kürtlerin bir kısmı geri dönmeye başladı. Bu dönüşle birlikte ilk kez geniş katılımlı Newroz kutlamaları yapıldı. Bu sadece bir bayram değil; kimliğin, hafızanın ve varoluşun yeniden görünür olması anlamına geliyor. Ancak bölgedeki siyasi ve güvenlik dengeleri nedeniyle bu geri dönüşün kalıcı olup olmayacağı hâlâ belirsiz.

yaklaşık 1 ay önce
Devamını Oku

Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Güncel haberleri kaçırmamak için sosyal medya hesaplarımızı takip edin ve topluluğumuzun bir parçası olun.