Wan Barosu: Başvurulara Rağmen Korunmayan Kadınlar Katledildi

Wan Barosu Kadın Hakları Merkezi Üyesi Jiyan Özkaplan, son bir haftada şüpheli şekilde yaşamını yitiren 5 kadından 3’ünün katledildiğini belirterek, kadınların defalarca yardım başvurusunda bulunmasına rağmen korunmadığını söyledi. Özkaplan, 6284 sayılı yasanın kâğıt üzerinde bırakıldığını, cezasızlık ve iyi hal indirimlerinin ise failleri cesaretlendirdiğini vurguladı.

HABERKadın
#Van #KadınCinayetleri #KadınaŞiddet #KadınHakları #KadınMücadelesi #Türkiye #Kürdistan

Wan Barosu: Başvurulara Rağmen Korunmayan Kadınlar Katledildi

Yayınlandı: 12 Mart 2026Güncellendi: 19 Mart 2026
PAYLAŞ:

Wan Barosu Kadın Hakları Merkezi Üyesi Jiyan Özkaplan, Türkiye’de artan kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, önleyici mekanizmaların işlemediğine dikkat çekti. Türkiye’de bir günde 6 kadının katledilmesinin ardından konuşan Özkaplan, son dönemde şüpheli kadın ölümleriyle gündeme gelen Serhat bölgesinde bir haftada 5 kadının yaşamını yitirdiğini, bunlardan 3’ünün ise katledildiğinin ortaya çıktığını söyledi.

Özkaplan, Wan Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak bölgede katledilen 3 kadının dosyasına dahil olduklarını belirtti. Panos’ta katledilen Güler Özkan’ın dosyasına ilişkin bilgi veren Özkaplan, Özkan’ın defalarca kolluk kuvvetlerine başvurarak can güvenliğinin olmadığını söylediğini, “Beni öldürecek, beni koruyun” çağrısında bulunduğunu aktardı. Ancak köyde yaşadığı gerekçesiyle jandarma tarafından “Evine git, bir şey olmaz” denilerek geri gönderildiğini belirtti.

Güler Özkan’ın çocuklarıyla da görüştüklerini aktaran Özkaplan, babalarının annelerine sürekli şiddet uyguladığını söylediklerini ifade etti. Ayrıca Özkan’ın 17 yaşındaki kızının zorla evlendirilmesine karşı çıktığı için eşinin ailesi tarafından planlı şekilde hedef alındığını söyledi. Çocukların annelerinin katledilme anına tanıklık ettiğini de ekledi.

Muradiye’de Filiz Şağbangül’ün de şiddet nedeniyle sığınma evinde kaldığını, ancak çocuklarını görmek için evine döndüğünde evli olduğu erkek tarafından katledildiğini belirten Özkaplan, bu dosyada da uzaklaştırma kararı ve 6284 sayılı yasa kapsamında tedbir bulunduğunu hatırlattı. Buna rağmen kadınların başvurularının fiilen korunmaya dönüşmediğini vurguladı.

Özkaplan, Wan merkezde katledilen Gönül Alkan dosyasının da benzer bir tabloyu gösterdiğini belirtti. Sürekli ve sistematik şiddete maruz kalan Alkan’ın birçok kez kolluğa başvurduğunu, hakkında çok sayıda uzaklaştırma kararı bulunduğunu söyledi. Ancak 11’inci Yargı Paketi sonrası cezaevinden tahliye edilen failin, tahliyesinin 50’nci gününde Gönül Alkan’ı annesi ve çocuklarının gözleri önünde katlettiğini ifade etti.

Bu dosyaların ortak noktasının, kadınların defalarca yardım istemesine rağmen korunamamış olması olduğunu söyleyen Özkaplan, “6284 sayılı yasa önleyici bir tedbir için çıkarılmış bir yasa. Ancak kadınlar hukuken verilmiş tedbir kararlarına rağmen katledildi. Yasalar var ama uygulayan mekanizmalar işlemiyor” dedi.

Yargı mekanizmasının da kadınları koruma konusunda ciddi bir sorun ürettiğini belirten Özkaplan, fail erkeklerin ifadelerinde sık sık “ihanet” iddiasına sarıldığını, buna karşılık yargının da çoğu zaman “haksız tahrik” ve “iyi hal” indirimleriyle failleri koruyan bir pratik sergilediğini söyledi. Bu durumun yalnızca bir hukuk sorunu değil, aynı zamanda topluma verilen politik bir mesaj olduğunu ifade etti.

“Kadının beyanı esastır” ilkesinden uzaklaşıldığını söyleyen Özkaplan, yargının failin iddialarını merkeze alan bir hatta savrulduğunu belirtti. Boşanmanın bir hak olduğunu vurgulayan Özkaplan, buna rağmen kimi faillerin boşanmayı “haksız tahrik” gerekçesi gibi sunduğunu, yargının da zaman zaman bu anlayışa göre karar verdiğini söyledi.

Özkaplan, cezasızlık politikasının ve iyi hal indirimlerinin terk edilmesi gerektiğini vurgulayarak, kadınların korunmasını esas alan, şiddeti önleyici ve caydırıcı bir hukuk pratiğinin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Kadınların başvurabileceği çok sayıda hukuki destek mekanizması bulunduğunu da hatırlatan Özkaplan, Kürdistan ve Türkiye’de kadın kurumları, barolar ve Alo Şiddet hatları aracılığıyla şiddete maruz kalan kadınların destek alabileceğini belirtti. Ancak asıl önemli olanın yalnızca başvuru yollarının varlığı değil, bu mekanizmaların etkili ve yaşam kurtarıcı biçimde çalıştırılması olduğunu söyledi.

Wan Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak hem soruşturma süreçlerini hem de ailelerle dayanışmayı sürdürdüklerini ifade eden Özkaplan, faillerin hak ettikleri cezayı alması ve soruşturmaların kâğıt üzerinde kalmaması için mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!

YORUM YAZ

Yorumunuz moderasyon onayından sonra yayınlanacaktır.

Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Güncel haberleri kaçırmamak için sosyal medya hesaplarımızı takip edin ve topluluğumuzun bir parçası olun.